Bizim çocukluğumuzun oyuncakları ; bez bebek,tuzluk,atlamak için ip ve bakkal topu gibi yavan ancak akşama kadar oyalayan şeylerdi.Alternatifimiz olmadığı gibi herhangi bir şımarıklık için imkan da yoktu.İp atlar ,seksek oynardık.Folyo kağıdını top yapıp ellerimizle kale kurup yapıp maç yapardık.
O anlamsız leblebi tozu dünyanın en pahalı çikolatası gibi gelirdi bize.Kapıya gelen beyaz önlüklü macuncuyu beklemek ( renkli ağda 🙂 ) en heyecanlı bekleyişlerden biriydi.Sapanla daldaki eriği vurma ve yeme:) ağaçtan dut düşürme sevdiğimiz aktiviteler arasındaydı.
Çokomeli yedikten sonra kağıdını elimizle düzleştirip defter arasına koyup saklamak ve birkaç gün sonra açtığımızda dümdüz olduğunu görmek gerzek ve tatlı bir mutluluktu:) Bunlar dandik sevinçlerdi ama hangimiz ölesiye özlemedik ?
Geçen gün Gizem’in Kırmızı pabuçlarını görünce çocukluğumuzun en masum sahipliği aklıma geldi.Sahiplendiğim ve yıllarca ayaklarımdan çıkarttırmadığım küçük geldiği halde üzerine basarak giymeye deva ettiğim kırmızı pabuçlarım…
Rahmetli Ali amcamın,ayakkabı fabrikası vardı.Canım annem birgün götürmüş.Ve şöyle anlatırdı…İçeri girdik yüzlerce ayakkabı var.Gözlerin fal taşı gibi açıldı her yere bakıyorsun.Sıcak bir gün olduğu için yanakların elma yutmuş gibi saçlarının lülelerini yerim idi.Fabrikayı geziyorduk.Ali amcan hangisini beğendin Güloş diye sordu sana.Arsız bir çocuk değildin.Hepsi güzel ama bizim işimiz var biz gidelim dedin.Güldük 🙂 olmaz dedi Ali amcan seç birini.Benim ayakkabım var ile başlayıp benim babamın da fabrikası var gibi yalanlarınla devam edip 🙂 olmadığı anlaşılınca parası da var diye çirkinleştin 🙂 çok güldürdün o gün bizi.Sonunca kan kırmızı üzeri bantlı çok hafif yüksek tabanlı ayakkabılara doğru gidip gülümsedin.Peki dedi Ali amcan dene bakalım.2 numara falan büyük geldi ayağına.Ali amcan bunu küçültür yollarım deyince rengin attı.Ben 2 numara sonra giyerim bunu şimdi alıp gidelim dedin:) ah nasıl beğendin nasıl istedin o kırmızı pabuçları.Ali amcan kıyamadı sana işçileri çağırdı ,ayak ölçülerin alındı.Biraz gezip yemek yiyene kadar sana göre yaptırdı.Aldık çıktık.Eve geldik.
Her kapı çaldığında ayakkabılıktan alır odana saklardın.Biri gelip alır sanmıştın.Sonra içeri koşup ,param olunca ona da alırım ama benimkini almaz dimi anne ?diye sorardın.Ve sonunda rüküşler kraliçesi seçildin.ne giyersen giy fiks pabuçlar bunlar oldu.Gün gelip ayağına küçük geldiğinde 2 yıl da üstüne basarak giydin.Sonra hayata hiçbir şeye bağımlı ol istemedik.Ve yok ettik:)
Şimdilerde hiç kırmızı ayakkabım yok ancak Geçmişe ,o günlere,masumiyete, anneme ve o kırmızı pabuçlara olan özlemim hiç bitmeyecek…